فَاِنْ حَٓاجُّوكَ فَقُلْ اَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّٰهِ وَمَنِ اتَّـبَعَنِۜ وَقُلْ لِلَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ وَالْاُمِّيّ۪نَ ءَاَسْلَمْتُمْۜ فَاِنْ اَسْلَمُوا فَقَدِ اهْتَدَوْاۚ وَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلَاغُۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِالْعِبَادِ۟ ٠٢
Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).
Seninle karşılıklı tartıştılarsa, de ki: -"Yüzümü Allah’a yönelerek teslim ettim; bana tâbi’ olmuş kimse de!". Kitap verilmiş olanlara ve Ümmiyyler’e de ki: -"Teslim oldunuz mu?". Teslim oldularsa, doğru yolu bulmuşlardır. Yüz çevirdilerse, doğrusu sana düşen görev, Tebliğ Etmek’tir / Bildirim’dir. Allah Kullar’ı görmektedir. ***— M. Özdemir