Tevbe 129 Ayet Medine · التوبة
9

Tevbe

Tövbe · Medine
9
Tövbe · Medine
التوبة
129
1
بَرَٓاءَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۜ ١
Berâetun minallâhi ve resûlihî ilâllezîne âhedtum minel muşrikîn (muşrikîne).
(Ey iman edenler) Bu (ültimatom) Allah ve Resulünden, andlaşma yaptığınız (fakat sözlerinde durmayan) müşriklere (aranızdaki andlaşmanın fesh edilmiş olduğunu bildiren) kesin bir ihtardır.— O. Kuntman
9:1
2
فَس۪يحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِر۪ينَ ٢
Fesîhû fil ardı erbeate eşhurin va'lemû ennekum gayru mu'cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirîn(kâfirîne).
(Ey müşrikler) Yeryüzünde dört ay daha (serbest) dolaşın! (Bu süre dolduğunda savaş başlamıştır, size artık aman yoktur) İyi biliniz ki, (hangi çareye baş vursanız kaçıp kurtulamazsınız) siz kuşkusuz Allah'ı aciz bırakamazsınız, Allah kafirleri mutlaka perişan edecektir.— O. Kuntman
9:2
3
وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَر۪ٓيءٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ وَرَسُولُهُۜ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ ٣
Ve ezanun minallâhi ve resûlihî ilân nâsi yevmel haccıl ekberi ennallâhe berîun minel muşrikîne ve resûluhu, fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa'lemû ennekum gayru mu'cizîllâh (mu'cizîllâhi), ve beşşirillezîne keferû bi azâbin elîm(elîmin).
(Bu kesin ihtar) Hacc-ı ekber günü, Allah ve Resulünden, (kafir, mü'min bütün) insanlara bir duyurudur ki, Allah ve Resulü müşriklerden berîdir! (*) (Ey müşrikler, bu ihtara uyup) Eğer tevbe ederseniz (imana gelirseniz) bu sizin için hayırlıdır, eğer yola gelmezseniz biliniz ki, siz Allah'ı aciz bırakamazsınız, (Onun azabından kaçıp kurtulamazsınız. Ey Muhammed) O kafirleri çetin bir azap ile müjdele! (Onlara; bu uyarımızı da, umursamaz olurlarsa dünyada başlarına katil ve esaret gibi felaketler ve ahirette de cehennem azabı çökeceğini haber ver)— O. Kuntman
9:3
4
اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ثُمَّ لَمْ يَنْقُصُوكُمْ شَيْـٔاً وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ اَحَداً فَاَتِمُّٓوا اِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ اِلٰى مُدَّتِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ ٤
İllâllezîne âhedtum minel muşrikîne summe lem yankusûkum şey'en ve lem yuzâhirû aleykum ehaden fe etimmû ileyhim ahdehum ilâ muddetihim, innallâhe yuhıbbul muttekîn (muttekîne).
Ancak, kendileriyle andlaşma yapmış olup da, andlaşma şartlarının tümünü yerine getiren ve sizin aleyhinize olarak hiçbir kavme yardım etmemiş (ve kışkırtmamış) olan müşrikler; bu hükmün dışındadır. (Dört aylık süre bitince hemen onlara savaş açmayın) Andlaşmada belirlenen müddetin dolmasını bekleyin! (Böylece yapmış olduğunuz andlaşmanın şartlarını yerine getirmiş olun ki) Allah, (haksız her davranıştan) sakınanları sever.— O. Kuntman
9:4
5
فَاِذَا انْسَلَخَ الْاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۚ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَخَلُّوا سَب۪يلَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٥
Fe izânselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak'udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Haram aylar çıkınca (-Kurban bayramını takib eden- dört aylık süre sona erince) artık (onlarla aranızda savaş başlamıştır) müşrikleri (Harem-i Şerif dahil) nerede bulursanız katledin! (Tutup esir almak mümkün iken öldürmeye kalkmayın) yakalayıp hapsedin ve kaçmalarını önlemek için geçit başlarını tutun. Fakat eğer tevbe ederlerse namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse (yani İslam’ı kabul ederlerse) yollarındaki engelleri kaldırın! (Onları serbest bırakın) Şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!— O. Kuntman
9:5
6
وَاِنْ اَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ اسْتَجَارَكَ فَاَجِرْهُ حَتّٰى يَسْمَعَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ اَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْلَمُونَ۟ ٦
Ve in ehadun minel muşrikînestecâreke fe ecirhu hattâ yesmea kelâmallâhi summe eblighu me'menehu, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya'lemûn(ya'lemûne).
(Ey Muhammed) Eğer müşriklerden bir kimse senden aman dilerse, (sana sığınırsa) ona izin ver de gelsin Allah’ın kelâmını (Kur'an'ı) dinlesin! (Buna rağmen, hak daveti kabul etmezse) Sonra onu güven içinde bulunacağı yere (kendi kavminin yurduna) ulaştır. Çünkü onlar (hak ve hakikati) bilmeyen bir kavimdir! (Umulur ki ilerde hakk'ı kabul eder de imana gelir, yok, İslam'a karşı baş kaldırırsa, ele geçtiğinde onu hemen katledin)— O. Kuntman
9:6
7
كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِك۪ينَ عَهْدٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعِنْدَ رَسُولِه۪ٓ اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۚ فَمَا اسْتَقَامُوا لَكُمْ فَاسْتَق۪يمُوا لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ ٧
Keyfe yekûnu lil muşrikîne ahdun indallâhi ve inde resûlihî illâllezîne âhedtum indel mescidil harâm(harâmi), fe mâstekâmû lekum festekîmû lehum, innallâhe yuhıbbul muttekîn(muttekîne).
O müşriklerin -yaptığı andlaşmanın- Allah katında ve Resulü yanında, biç değeri olur mu? (Elbette ki olmaz, onlar her defasında andlaşmayı bozarlar) Ancak Mescid-i Haram'ın yanında (Hudeybiye’de) andlaşma yaptığınız kabileler müstesna! (Evvelce olduğu gibi) Onlar size karşı dürüst davrandıkları süre, siz de onlara karşı dürüst davranın, Şüphe yok ki Allah, (haksız her davranıştan) sakınanları sever.— O. Kuntman
9:7
8
كَيْفَ وَاِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا ف۪يكُمْ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ يُرْضُونَكُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبٰى قُلُوبُهُمْۚ وَاَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَۚ ٨
Keyfe ve in yazherû aleykum lâ yerkubû fîkum illen ve lâ zimmet (zimmeten), yurdûnekum bi efvâhihim ve te'bâ kulûbuhum, ve ekseruhum fâsikûn(fâsikûne).
(O müşriklerin sözüne) Nasıl güvenilir ki, şayet onlar size bir üstün gelecek olsalar (bir fırsat bulup, kuvvet toplasalar bir zafer elde edebilecek duruma gelseler) sizin hakkınızda (evvelce olduğu gibi) ne bir yemine, ne de bir andlaşmaya sadık kalmazlardı. Onlar (şimdi, iki yüzlü davranarak) sizi dilleriyle hoşnud ederler, (size itaat edeceklerine yemin bile ederler) kalpleri ise aksini söyler! (sözleri, özlerine hiç uymaz) Çünkü onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.— O. Kuntman
9:8
9
اِشْتَرَوْا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَناً قَل۪يلاً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٩
İşterev bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlihî, innehum sâe mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).
Onlar, -değersiz dünya malı karşılığında- Allah’ın ayetlerini (inkar ettiler) sattılar da, (halkı) O'nun yolundan alıkoydular. Şüphe yok ki, onların yaptıkları her amel (her davranış) kötüdür.— O. Kuntman
9:9
10
لَا يَرْقُبُونَ ف۪ي مُؤْمِنٍ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ ٠١
Lâ yerkubûne fî mu'minin illen ve lâ zimmeh(zimmeten), ve ulâike humul mu'tedûn(mu'tedûne).
Onlar bir mümine karşı, ne yemin, ne de andlaşma hakkı gözetmezler. (verdikleri sözde durmazlar) İşte onlar böyle hak tanımaz saldırgan kimselerdir.— O. Kuntman
9:10
11
فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِۜ وَنُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ ١١
Fe in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn (dîni), ve nufassılul âyâti li kavmin ya'lemûn(ya'lemûne).
(Bununla beraber) Eğer onlar tevbe ederlerse (küfrü terk edip, imana gelirlerse) namaz kılar, zekatı da (gönülden isteyerek fakir müslümanlara) verecek olurlarsa, artık onlar sizin, din kardeşlerinizdir! (Aranızda bir sevgi bağı gerçekleşmiş olur.) Biz, (hak hukuk nedir) bilen bir topluluğa Ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.— O. Kuntman
9:11
12
وَاِنْ نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ فَقَاتِلُٓوا اَئِمَّةَ الْكُفْرِۙ اِنَّهُمْ لَٓا اَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ ٢١
Ve in nekesû eymânehum min ba'di ahdihim ve taanû fî dînikum fe kâtilû eimmetel kufri innehum lâ eymâne lehum leallehum yentehûn(yentehûne).
(Ey iman edenler, andlaşma yaptığınız herhangi bir müşrik kabile) Eğer verdikleri söze rağmen yeminlerini bozar da, dininize dil uzatırsa; (Rablerinin ayetlerini açıkça inkar edip, mukaddesatınızı küçük düşürmeye ve sövmeye kalkışırsa) o küfür önderlerini hemen tutup katledin! Çünkü (onların indinde) yeminin değeri yoktur. (Yemine inanmadıkları için, yeminlerini bozmakta hiç sakınca görmezler. O küfür önderlerini katledin.) Umulur ki (diğerleri ibret alıp, öyle haddi aşmaya, artık) bir son verirler.— O. Kuntman
9:12
13
اَلَا تُقَاتِلُونَ قَوْماً نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ وَهَمُّوا بِاِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُمْ بَدَؤُ۫كُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۜ اَتَخْشَوْنَهُمْۚ فَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشَوْهُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ ٣١
E lâ tukâtilûne kavmen nekesû eymânehum ve hemmû bi ihrâcir resûli ve hum bedeûkum evvele merrah(merratin), e tahşevnehum, fallâhu ehakku en tahşevhu in kuntum mu'minîn(mu'minîne).
(Ey iman edenler, böyle Hudeybiye'de, müslümanların aleyhine başkalarına yardım etmeyeceklerine dair) Yaptıkları andlaşmayı bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik (Bedir'de) ilk önce size saldırmaya başlayan kafirlere karşı, nasıl savaşmazsınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer (gerçekten) iman etmiş kimselerseniz, her şeyden önce Allah’tan korkmanız gerekir!— O. Kuntman
9:13
14
قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ ٤١
Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu'minîn(mu'minîne).
Onlarla savaşın ki Allah, sizin vasıtanızla onları cezalandırsın, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım ve zafer ihsan etsin, müminler zümresinin kalplerini ferahlandırsın.— O. Kuntman
9:14
15
وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْۜ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٥١
Ve yuzhib gayza kulûbihim, ve yetûbullâhu alâ men yeşâu, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Ve kalplerindeki gazabı gidersin, (kafirlerin yapmış olduğu eziyet ve cefânın intikamını böylece almış olsunlar) Allah, (onlardan) kimi dilerse ona tevbe nasip eder! (Nitekim Kureyş'in reisi -küfrün önderi- olan Ebu Süfyan ve nice zatlar, Mekke’nin fethinde müslüman olmuşlardır) Allah; herşeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Ey iman edenler biliniz ki, içinizde -özürleri olmadığı halde- savaştan kaçınan kimseler -münafıklar- da vardır)— O. Kuntman
9:15
16
اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلَا رَسُولِه۪ وَلَا الْمُؤْمِن۪ينَ وَل۪يجَةًۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟ ٦١
Em hasibtum en tutrekû ve lemmâ ya'lemillâhullezîne câhedû minkum ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ resûlihî ve lâl mu'minîne velîceh(velîceten), vallâhu habîrun bi mâ ta'melûn(ta'melûne).
Yoksa siz Allah’ın, içinizden, (hak yolunda canü gönülden) cihad edenleri ve Allah'tan Peygamber ile müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri- ortaya çıkarmadan (sizleri imtihan etmeden serbest) bırakılacağınızı mı sandınız? Oysa Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. (Kimin niyetinin halis olduğunu elbette bilir)— O. Kuntman
9:16
17
مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ ٧١
Mâ kâne lil muşrikîne en ya'murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a'mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne).
Müşriklerin, -küfürlerine bizzat kendileri şahit iken (ilah edindikleri putlara tapınıp dururken) Allah’ın mescidlerini (özellikle Mescid-i Harâm'ı) imar etmeye hakları yoktur, çünkü onlar, bütün amelleri heder olmuş kimselerdir ki, cehennemde sonsuza dek kalacaklardır.— O. Kuntman
9:17
18
اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ ٨١
İnnemâ ya'muru mesâcidallâhi men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve ekâmes salâte ve âtez zekâte ve lem yahşe illâllâhe fe asâ ulâike en yekûnû minel muhtedîn(muhtedîne).
Allah’ın mescitlerini ancak, Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, işte bu zatların hidayete ermeleri umulur.— O. Kuntman
9:18
19
اَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَٓاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَجَاهَدَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۢ ٩١
E cealtum sikâyetel hâcci ve ımâratel mescidil harâmi ke men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve câhede fî sebilillâh(sebilillâhi), lâ yestevûne indallâh(indallâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
(Ey müşrikler) siz, -hacılara su verme ve Mescid-i Haram'ı onarma işini- Allah'a ve ahiret gününe iman edip de, Allah yolunda cihad edenlerin ameli ile denk mi tutuyorsunuz? Oysa bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zalim bir topluluğu doğru yola iletmez.— O. Kuntman
9:19
20
اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ ٠٢
Ellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim a'zamu dereceten indallâh(indallâhi) ve ulâike humul fâizûn (fâizûne).
İman edip (yurtlarından) hicret eden, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihada atılanların, Allah katındaki, dereceleri elbette ki büyüktür. İşte bunlardır ancak kurtuluşa (muradlarına) erenler!— O. Kuntman
9:20
21
يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ ف۪يهَا نَع۪يمٌ مُق۪يمٌۙ ١٢
Yubeşşiruhum rabbuhum bi rahmetin minhu ve rıdvânin ve cennâtin lehum fîhâ naîmun mukîm(mukîmun).
Rableri onlara, rahmetini, rızasını ve içinde bitip tükenmeyen nimetler bulunan cennetleri müjdeler.— O. Kuntman
9:21
22
خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ ٢٢
Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), innallâhe indehû ecrun azîm (azîmun).
Onlar orada sonsuza dek kalacaklardır. Şüphe yok ki Allah katında büyük mükafat vardır.— O. Kuntman
9:22
23
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ٣٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû âbâekum ve ihvânekum evliyâe inistehabbûl kufre alâl îmâni, ve men yetevellehum minkum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ey iman edenler, -eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa- babalarınız ve kardeşleriniz olsa bile sakın dost edinmeyin, içinizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.— O. Kuntman
9:23
24
قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَـهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ ٤٢
Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâratun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye'tiyallâhu bi emrihî, vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn(fasikîne).
(Ey Muhammed, onlara) De ki, -Babalarınız, oğullarınız kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, eksilmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşunuza giden meskenler- şayet size; Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevgili ise, artık Allah'ın emri (takdir buyurduğu cezası) gelinceye kadar bekleyin! (Elbette hak ettiğiniz cezaya kavuşursunuz) Allah, yoldan çıkmış bir topluluğu doğru yola iletmez.— O. Kuntman
9:24
25
لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ ٥٢
Lekad nasarakumullâhu fî mevâtıne kesîratin ve yevme huneynin iz a'cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey'en ve dâkat aleykumul ardu bi mâ rahubet summe velleytum mudbirîn(mudbirîne).
Andolsun ki Allah, (savaş alanlarında) birçok yerde ve Hüneyn savaşında size yardım etmişti. Fakat o gün (savaş başlarken) kuvvetinizin çok olması, size fazla güven ve kibir vermiş (ve bu üstünlüğünüz) size hiçbir yarar sağlamamıştı. (Düşmanın hücumu karşısında) Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, gerisin geri dönüp gitmiştiniz! (Savaş alanında sadece Resulullah s.a.s ile bir kaç sahabe kalmıştı.)— O. Kuntman
9:25
26
ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَنْزَلَ جُنُوداً لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ ٦٢
Summe enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alâl mu'minîne ve enzele cunûden lem terevhâ ve azzebellezîne keferû ve zâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).
Sonra Allah, (lütfetti de) Resulü ile müminler üzerine sekinetini (kalplerine sükûnet ve emniyet veren rahmetini) ve görmediğiniz ordular (melekler) indirdi (İşte Rabbiniz size böyle yardım etti de, tekrar kendinizi toplayarak Allah’ın Resulünün yanına koştunuz, savaşa atıldınız ve zafere ulaştınız) Kafirleri ise azaba (katl ile esârete, hezîmete) uğrattı, işte kafirlerin hak ettiği ceza bu idi. (Bu hezimetin onlardan bir kısmına yararı da vardır, çünkü)— O. Kuntman
9:26
27
ثُمَّ يَتُوبُ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٧٢
Summe yetûbullâhu min ba'di zâlike alâ men yeşâu, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Allah, (bu yenilginin) ardından, dilediğini tevbeye (imana, günahlarından bağışlanmaya) muvaffak kılar. Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!— O. Kuntman
9:27
28
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَاۚ وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْن۪يكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ٓ اِنْ شَٓاءَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٨٢
Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl muşrikûne necesun fe lâ yakrabûl mescidel harâme ba’de âmihim hâzâ ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnîkumullâhu min fadlihî in şâe, innallâhe alîmun hakîm(hakîmun).
Ey iman edenler, şüphe yok ki müşrikler murdar kimselerdir, bu yıldan sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer siz (ticaretinizin azalıp) yoksul kalmaktan korkarsınız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi lutuf ve kereminden zenginleştirecektir. (Beldenize nice feyiz ve bereket ihsan edecektir) Allah, herşeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.— O. Kuntman
9:28
29
قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَد۪ينُونَ د۪ينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حَتّٰى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ۟ ٩٢
Kâtilûllezîne lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhıri ve lâ yuharrimûne mâ harramallâhu ve resûluhu ve lâ yedînûne dînel hakkı minellezîne ûtûl kitâbe hattâ yu’tûl cizyete an yedin ve hum sâgirûn(sâgirûne).
(Ey iman edenler) Kendilerine kitap verilenlerden olup da, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resulünün haram kıldığım haram saymayan (haramdan kaçınmayan, Allah’ın kitabında, Peygamberin sünnetinde ve hatta, kendilerinin uyduklarını söyledikleri kitabın ve peygamberin hükümleriyle haram olduğu kesin olan şeyleri mübah gören) ve hak dini din edinmeyen (oysa, "Allah katında din İslam'dır!" -Al-i İmran/19 - uyarınca, dinin gerçek manası Allah'ın emirlerine teslimiyettir) kimselerle, (yani, kendilerine kitap verilmiş olanların bir kısmına, -yukarda belirlenmiş olan imansız, saygısız ve haksız olanlara- karşı) boyun eğerek kendi elleriyle cizye (vergi) verinceye kadar savaşın. (Evet kitap ehlinden Rablerine ortak koşanlar da oldu, nitekim)— O. Kuntman
9:29
30
وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ ٠٣
Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârâl mesîhubnullâh(mesîhubnullâhi) zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kablu kâtelehumullâh(kâtelehumullâhu) ennâ yu'fekûn(yu'fekûne).
Yahudiler (den bazıları bir zamanlar) "Üzeyr Allah’ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih Allah’ın oğlu" dediler. (Başlangıçta bunu söyleyenler bir kısım hıristiyanlar ise de, sonradan hepsi böyle söylemeye başladılar. Nitekim dört kitaptan biri olan Markos'un kitabının birinci babı "Allah'ın oğlu, İsa Mesih'in İncil’inin başlangıcı" diye başlamaktadır) İşte (bu sözler) onların bizzat kendi ağızlarından çıkmış lakırdılardır! (Başkaları tarafından onlara isnâd olunmuş bir iftira değildir. Onlar da zaten bunu, bir manayı belirlemek için değil, manası anlaşılmaz bir laf olarak söylerler. Bunu söylemekle, lakırdılarını) Daha önce küfre düşenlerin sözlerine benzetiyorlar. (ki, müşrikler de "Melekler Allah'ın kızlarıdır" diyerek kafir oluyorlardı. Yahudi ve hıristiyanların bazılarının bu "oğul" cinsinden sözleri de, tıpkı ona benzer) Allah onları kahretsin. Nasıl oluyor da (böyle hak'tan batıla) dönüyorlar? (kabahat kendilerinindir)— O. Kuntman
9:30
Yükleniyor...
Tevbe
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle