Secde 30 Ayet Mekke · السجدة
32

Secde

Secde · Mekke
32
Secde · Mekke
السجدة
30
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓـمٓ۠ ١
Elif lâm mîm.
Elif. Lam. Mim.— O. Kuntman
32:1
2
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ ٢
Tenzîlul kitâbi lâ reybe fîhi min rabbil âlemîn(âlemîne).
Bu Kitab'ın, (Kur’an'ın) alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olduğunda asla şüphe yoktur!— O. Kuntman
32:2
3
اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ ٣
Em yekûlûnefterâh(yekûlûnefterâhu), bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen mâ etâhum min nezîrin min kablike leallehum yehtedûn(yehtedûne).
(Ey Muhammed) yoksa "Onu peygamber kendisi uydurdu mu?" diyorlar. Hayır, o, senden önce kendilerine hiçbir peygamber gelmemiş bir kavmi uyarman için, Rabbinden indirilen bir hak'tır. (Gerçeğin ta kendisidir). Umulur ki, hidâyeti kabul ederler.(Onların çoğu hak davetini kabul etmedikleri gibi, Rablerine de ortak koşarlar. Oysa)— O. Kuntman
32:3
4
اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ ٤
Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), mâ lekum min dûnihî min veliyyin ve lâ şefîi(şefîin), e fe lâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).
Allah, gökleri, yeri ve bunların arasında olanları altı günde yaratan, sonra da Arş'a hükümrân olandır. Sizin O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. (Ey müşrikler) Hâlâ düşünmüyor musunuz? (O'ndan gayrısından nasıl medet umabiliyorsunuz.)— O. Kuntman
32:4
5
يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَٓاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُٓ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ ٥
Yudebbirul emre mines semâi ilel ardı summe ya’rucu ileyhi fî yevmin kâne mıkdâruhu elfe senetin mimmâ teuddûn(teuddûne).
Gökten yere kadar her işi O düzenler, sonra (o iş) sizin hesabınıza göre bin yıl tutan bir günde; yine O'na yükselir.— O. Kuntman
32:5
6
ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُۙ ٦
Zâlike âlimul gaybi veş şehâdetil azîzur rahîm(rahîmu).
İşte!.. Gizliyi de aşikarı da bilen, her şeye gücü yeten ve çok merhametli olan (Rabbiniz) O'dur.— O. Kuntman
32:6
7
اَلَّـذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ ٧
Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn(tînin).
Ki O, her şeyi güzel (akıllara durgunluk veren hikmetli, yerli yerinde, gitgide gelişen olaylar zinciriyle) yaratandır ve insanı (Adem’i) yaratmaya da, çamurdan başlamıştır.— O. Kuntman
32:7
8
ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۚ ٨
Summe ceale neslehu min sulâletin min mâin mehîn(mehînin).
Sonra onun soyunu (Ademoğullarını) adi bir suyun özünden (ana-babasının döl sularında, gitgide olgunlaşarak meydana gelen döl hücrelerinden -erkek ve dişi döl hücresinin birleşmesinden meydana gelen "Döllenmiş Yumurta" dan) var etti.— O. Kuntman
32:8
9
ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ ٩
Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
Sonra ona biçim verdi. (*) Ve ona kendi ruhundan üfledi!. (**) Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yarattı!.. Rabbinizin bu nimetlerine ne az şükrediyorsunuz!... (***)— O. Kuntman
32:9
10
وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ ٠١
Ve kâlû e izâ dalelnâ fîl ardı e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), bel hum bi likâi rabbihim kâfirûn(kâfirûne).
(Müşrikler Rablerine ortak koştukları gibi, ahireti de inkar ederler ve ) "Toprakta çürüyüp yok olduktan sonra biz, nasıl olur da yeniden yaratılabiliriz! (Bu asla olamayacak bir şey)" de derler!.. Evet, onlar Rablerine kavuşmayı da inkar eden kafirlerdir!..— O. Kuntman
32:10
11
قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذ۪ي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ۟ ١١
Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).
(Ey Muhammed) De ki "(Eceliniz geldiğinde) Size gönderilen ölüm meleği canınızı alacak; sonra da Rabbinize (Rabbinizin huzuruna) götürüleceksiniz!"— O. Kuntman
32:11
12
وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّـنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـالِحاً اِنَّا مُوقِنُونَ ٢١
Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne).
(Ey Muhammed) Sen o günahkarların, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak; " Ey Rabbimiz!. (İnkar ettiğimiz ölümden sonraki dirilişi) Gördük. (Yalan saydığımız peygamberlerin davetinin hak olduğunu kabullendik) İşittik. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de, sâlih amellerde bulunalım, artık biz kesin olarak iman ettik" diye yalvarmalarını bir görsen! (Elbette ki, bu yalvarmaları onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır)— O. Kuntman
32:12
13
وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنّ۪ي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ ٣١
Ve lev şi’nâ le âteynâ kulle nefsin hudâhâ ve lâkin hakkal kavlu minnî le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).
Elbette ki eğer biz dilemiş olsaydık, herkesi hidâyete erdirirdik! (*) Benden sadır olan "Cehennemi cinlerle ve insanların bir kısmiyle dolduracağım" sözü gerçekleşmiş oldu.— O. Kuntman
32:13
14
فَذُوقُوا بِمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ٤١
Fe zûkû bi mâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
(Bu yüzden onların yalvarmaları boşunadır, onlara ey kafirler) "Şu gününüze kavuşmayı (Rabbinizin huzurunda hesap vereceğinizi) unutmanın cezasını tadın, doğrusu biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık tadın sonsuza dek sürecek azabı” diyeceğiz.— O. Kuntman
32:14
15
Secde
اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ۩ ٥١
İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Ayetlerimize ancak öyle kimseler iman eder ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiği zaman -büyüklük taslamayarak- secdeye kapanırlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler.— O. Kuntman
32:15
16
تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ٦١
Tetecâfâ cunûbuhum anil medâcıi yed’ûne rabbehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).
Geceleyin yataklarında yatmayı terk ederek, kalkıp, korku ve umud ile Rablerine yalvarıp yakarırlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan -Allah yolunda- harcarlar.— O. Kuntman
32:16
17
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٧١
Fe lâ ta’lemu nefsun mâ uhfiye lehum min kurreti a’yun(a’yunin), cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
Yaptıkları bu güzel ibadetlere karşılık (Rableri tarafından, ahirette) onlara, gözlerini aydın kılacak ne kadar üstün nimetlerin saklanmış olduğunu kimse bilemez. (Bir tahminde bulunamaz.)— O. Kuntman
32:17
18
اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِناً كَمَنْ كَانَ فَاسِقاًۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ ٨١
E fe men kâne mu’minen ke men kâne fâsikâ(fâsikan), lâ yestevun(yestevune).
Öyle ya, iman eden kimse ile yoldan çıkmış kimsenin sonu, hiç eşit olur mu? Elbette ki eşit olamaz! (Nitekim)— O. Kuntman
32:18
19
اَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوٰىۘ نُزُلاً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ٩١
Emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum cennâtul me’vâ nuzulen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
İman edip, sâlih ameller işleyenler için, yapmış oldukları güzel amellerin mükafat olarak, Me'vâ cennetleri vardır.— O. Kuntman
32:19
20
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَٓا اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَق۪يلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ ٠٢
Ve emmellezîne fesekû fe me’vâhumun nâr(nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
Yoldan çıkanların varacakları yer ise, cehennem ateşidir, ne zaman oradan çıkmak isteseler, her seferinde geri çevrilirler ve onlara: "Yalan saymakta direndiğiniz o ateşin azabını tadın" diye nida olunur.— O. Kuntman
32:20
21
وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ١٢
Ve le nuzîkannehum minel azâbil ednâ dûnel azâbil ekberi leallehum yerciûn(yerciûne).
Andolsun ki onlara, o büyük cehennem azabından önce ibret alıp sapıklıktan dönerler diye o yakın azaptan (yenilgi ve esâret gibi bir belâdan) da tattıracağız!— O. Kuntman
32:21
22
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَاۜ اِنَّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَ مُنْتَقِمُونَ۟ ٢٢
Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî summe a’rada anhâ, innâ minel mucrimîne muntekimûn(muntekimûne).
Rabbinin ayetleri ile kendisine öğüt verildiği halde, hak davetten yüz çeviren kimseden daha zâlim kim olabilir? Kuşkusuz biz o günahkarlara, layık oldukları cezayı veririz.— O. Kuntman
32:22
23
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓائِه۪ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ ٣٢
Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fe lâ tekun fî miryetin min likâihî ve cealnâhu huden li benî isrâîl(isrâîle).
Andolsun ki, Musa'ya da kitap verdik. (Ona inananlar olduğu gibi inanmayanlar da oldu, onlar hem Musa’ya hem de Harun'a ne çok eziyet yaptılar) Kuşkun olmasın ki sen de Musa (gibi çeşitli cefalar) ile karşılaşacaksın Tevrat'ı, İsrailoğullarına bir hidâyet rehberi kılmıştık. (Kur'an'ı da; ümmetini ve kıyamete dek gelecek bütün insanları doğru yola iletesin diye, sana ihsan ettik)— O. Kuntman
32:23
24
وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُواۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يُوقِنُونَ ٤٢
Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).
(Musa'ya tabi olanlar, düşmanlarının ezâ ve cefâsına karşı) Sabredip katlandıkları (bu arada Rablerinin emir ve yasaklarını harfiyyen yerine getirdikleri) zaman, içlerinden -emrimizle- halkı doğru yolu gösterecek rehberler tayin ettik ki onlar, ayetlerimizi çok iyi biliyorlardı!— O. Kuntman
32:24
25
اِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ ٥٢
İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).
(Ey Muhammed) Şüphe yok ki Rabbin (peygamberler ile hak davetlerini kabul etmeyenlerin) ayrılığa düştüğü (dini) konularda, kıyamet günü hükmünü verecektir.— O. Kuntman
32:25
26
اَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ ف۪ي مَسَاكِنِهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍۜ اَفَلَا يَسْمَعُونَ ٦٢
E ve lem yehdi lehum kem ehleknâ min kablihim minel kurûni yemşûne fî mesâkinihim, inne fî zâlike le âyât(âyâtin), e fe lâ yesmeûn(yesmeûne).
Yurtlarında gezip dolaştıkları (harabeleri gözler önünde duran) kendilerinden önceki nice nesiller yok etmiş olmamız onların (küfürden vaz geçip) doğru yola gelmelerine yetmedi mi? Hâlâ (uyarılarımıza) kulak vermeyecekler mi?— O. Kuntman
32:26
27
اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِه۪ زَرْعاً تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ ٧٢
E ve lem yerev ennâ nesûkul mâe ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihî zar’an te’kulu minhu en’âmuhum ve enfusuhum e fe lâ yubsirûn(yubsirûne).
(Kıyameti yalan sayan o kafirler) Görmezler mi ki biz, yağmuru çorak yerlere iletiyoruz da, onunla, hem hayvanlarının hem de kendilerinin yedikleri ekinleri çıkarıyoruz. Hâlâ kalp gözlerindeki perdeyi kaldırmayacaklar mı? (Bundan ibret alıp, bizim kıyamet günü onları da böyle diriltebileceğimizi anlamayacaklar mı?)— O. Kuntman
32:27
28
وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٨٢
Ve yekûlûne metâ hâzel fethu in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
(Ey Muhammed, onlar sizinle alay ederler ve) "Eğer doğru sözlü kimselerseniz bize bildirin, o fetih günü ne zaman gerçekleşecek?" (Ne zaman bize karşı muzaffer olacaksın? Bize karşı gâlib geleceğini sanıyorsun, oysa biz seni ve ashabını gizlenip saklanan, korkak kimseler olarak görüyoruz) derler.— O. Kuntman
32:28
29
قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ا۪يمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ ٩٢
Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).
De ki: "O kafirlere fetih günü (katledilirken) imana gelmeleri yarar sağlamayacak ve onlara mühlet de verilmeyecektir!— O. Kuntman
32:29
30
فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ ٠٣
Fe a’rıd anhum ventezır innehum muntezırûn(muntezırûne).
Artık sen onları kendi hallerine terk et ve bekle! (Onlar muhakkak hak ettikleri cezaya kavuşacaklardır. Rabbinin yardımı ile sen zafere ulaşacaksın) Şüphe yok ki onlar da beklemektedirler! (Taptıkları putlardan medet umarak sana galebe çalacaklarını sanmaktadırlar. Fakat ne yazık ki bu beklemeleri hüsranla sonlanacaktır)— O. Kuntman
32:30
Secde
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle