Rum 60 Ayet Mekke · الروم
30

Rum

Romalılar · Mekke
30
Romalılar · Mekke
الروم
60
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
الٓمٓ۠ ١
Elif lâm mîm.
Elif. Lam. Mim.— O. Kuntman
30:1
2
غُلِبَتِ الرُّومُۙ ٢
Gulibetir rûm(rûmu).
Rumlar yenildiler. (Kitap ehli olan doğu Romalılar; mecusi olan İranlılara mağlub oldular)— O. Kuntman
30:2
3
ف۪ٓي اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَۙ ٣
Fî ednel ardı ve hum min ba’di galebihim se yaglibûn(yaglibûne).
3,4,5. Yakın bir yerde! (Cezire’de) Fakat onlar, bu yenilginin ardından bir kaç yıl içinde mutlaka galib geleceklerdir, önceki (yenilgileri) de, sonraki (galebeleri) de, (O’nun takdiridir) emir Allah’ındır. O gün müminler de, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir! (Nitekim Romalılar galib geldikleri gün, Müslümanlar da müşriklere, Bedirde galib gelmişlerdi)— O. Kuntman
30:3
4
ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ ٤
Fî bıd’ı sinîn(sinîne), lillâhil emru min kablu ve min ba’d(ba’du), ve yevme izin yefrahul mu’minûn(mu’minûne).
3,4,5. Yakın bir yerde! (Cezire’de) Fakat onlar, bu yenilginin ardından bir kaç yıl içinde mutlaka galib geleceklerdir, önceki (yenilgileri) de, sonraki (galebeleri) de, (O’nun takdiridir) emir Allah’ındır. O gün müminler de, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir! (Nitekim Romalılar galib geldikleri gün, Müslümanlar da müşriklere, Bedirde galib gelmişlerdi)— O. Kuntman
30:4
5
بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ ٥
Bi nasrillâh(nasrillâhi), yansuru men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzur rahîm(rahîmu).
3,4,5. Yakın bir yerde! (Cezire’de) Fakat onlar, bu yenilginin ardından bir kaç yıl içinde mutlaka galib geleceklerdir, önceki (yenilgileri) de, sonraki (galebeleri) de, (O’nun takdiridir) emir Allah’ındır. O gün müminler de, Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir! (Nitekim Romalılar galib geldikleri gün, Müslümanlar da müşriklere, Bedirde galib gelmişlerdi)— O. Kuntman
30:5
6
وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ٦
Va’dallâh(va’dallâhi), lâ yuhlifullâhu va’dehu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
Bu (müjde) -Allah’ın va'didir, Allah va'dinden asla vazgeçmez! (Kuşkusuz gerçekleştirecektir. Bunun gibi, Cenab-ı Hakk’ın gerçekleşeceğinden hiç kuşku olmayan bir va'di de vardır ki o, ahiret alemi ve kıyamet günüdür) Fakat insanların çoğu (kıyamet gününün ne kadar dehşetli bir gün olduğunu) bilmezler.— O. Kuntman
30:6
7
يَعْلَمُونَ ظَاهِراً مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ ٧
Ya’lemûne zâhiren minel hayâtid dunyâ, ve hum anil âhıreti hum gâfilûn(gâfilûne).
Onlar, dünya hayatının yalnız görünen yüzünü bilirler! (Dünya işlerinde çok başarılı olurlar) Ama, ahiret yurdundan (kendilerine ahirette yarar sağlayacak amellerden) habersizdirler!— O. Kuntman
30:7
8
اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ ٨
E ve lem yetefekkerû fî enfusihim, mâ halakallâhus semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakkı ve ecelin musemmâ(musemmen) ve inne kesîran minen nâsi bi likâi rabbihim le kâfirûn(kâfirûne).
Onlar hiç -ilerisini- düşünmezler mi ki Allah, gökleri, yeri ve aralarında bulunan her şeyi (boş yere değil) ancak hak (ve hikmet) ile ve belirli bir süre için yaratmıştır! Gerçek şu ki insanların çoğu ahireti inkar edicidirler!— O. Kuntman
30:8
9
اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ ٩
E ve lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, kânû eşedde minhum kuvveten, ve esârûl arda ve amerûhâ eksera mimmâ amerûhâ ve câethum rusuluhum bil beyyinât(beyyinâti), fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
(Onlar hiç geçmişten ibret almazlar mı ki Cenab-ı Hak, şirk ve küfürde direnen azgınları dünyadayken de şiddetli bir şekilde cezalandırmıştır) Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin sonunun ne feci olduğuna hiç bakmazlar mı? (Bundan bir ibret alıp da imana gelmezler mi) Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler, toprağı ekmişler alt üst etmişler (su aramışlar, maden çıkarmışlar), yeryüzünü bunlardan daha çok imar etmişlerdi. (Muhteşem kaleler, saraylar yapmışlardı; zevk ve sefaya dalmışlar, ahireti akıllarına getirmez olmuşlardı. Nitekim) Peygamberleri onlara nice açık deliller getirmişti. (Onları, Allah Teala'nın birliğine ve ahiret gününe iman etmeye davet etmişti de; peygamberlerini yalanlamışlardı.) Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, onlar kendilerine yazık ediyorlardı.— O. Kuntman
30:9
10
ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ ٠١
Summe kâne âkıbetellezîne esâus sûâ en kezzebû bi âyâtillâhi ve kânû bihâ yestehziûn(yestehziûne).
Evet!.. Allah’ın ayetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük edenlerin sonu çok feci oldu!— O. Kuntman
30:10
11
اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ١١
Allâhu yebdeul halka summe yuîduhu summe ileyhi turceûn(turceûne).
Allah ilkin yaratır, sonra onu (yaratmayı) tekrar eder. (Sizi topraktan yaratmaya kudreti yettiği gibi, elbette ahirette de sizi dilediği şekilde diriltmeye kadirdir) Sonunda hepiniz O’na döndürüleceksiniz.— O. Kuntman
30:11
12
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ ٢١
Ve yevme tekûmus sâatu yublisul mucrimûn(mucrimûne).
Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar (korku ve dehşetten) suspus olacaklardır. (Kendilerini savunacak bir özür bulamayacaklardır.)— O. Kuntman
30:12
13
وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ ٣١
Ve lem yekun lehum min şurekâihim şufeâû ve kânû bi şurekâihim kâfirîn(kâfirîne).
(Rablerine) Ortak koştukları nesnelerden de, kendilerine hiçbir şefaatçi olmayacaktır. Onlar, ortak koştuklarını da inkar edeceklerdir! (O nesnelerin gerçek ilah olmadıklarını anlayacaklardır)— O. Kuntman
30:13
14
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ ٤١
Ve yevme tekûmus sâatu yevmeizin yeteferrakûn(yeteferrakûne).
Kıyametin kopacağı gün, işte o gün (müminlerle, kafirler) birbirlerinden ayrılırlar.— O. Kuntman
30:14
15
فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ ف۪ي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ ٥١
Fe emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe hum fî ravdatin yuhberun(yuhberune).
İman edip sâlih ameller işleyenler, (o gün) bir bahçede (cennette) sevinç içindedirler.— O. Kuntman
30:15
16
وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓائِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ ٦١
Ve emmellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhıreti fe ulâike fîl azâbi muhdarûn(muhdarûne).
Kafirler! Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı (haşr, mahşer ve hesabı) yalan sayanlar ise; azapta kalmak üzere, yakalanıp getirilmişlerdir.— O. Kuntman
30:16
17
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ ٧١
Fe subhânallâhi hîne tumsûne ve hîne tusbıhûn(tusbıhûne).
(Ey insanlar, bu uyarılardan ibret alın) Akşama girerken ve sabaha ererken Allah'ı tesbih edin!— O. Kuntman
30:17
18
وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِياًّ وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ ٨١
Ve lehul hamdu fîs semâvâti vel ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhırûn(tuzhırûne).
Göklerde ve yerde hamd O'nundur. (Evrende bulunan bütün varlıklar Rablerini, hal diliyle tesbih etmektedirler, Onun her emrini yerine getirerek kulluk etmektedirler. Bundan ibret alın, siz de) Gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde de (Rabbinizi) tesbih edin.— O. Kuntman
30:18
19
يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ ٩١
Yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve yuhyil arda ba’de mevtihâ, ve kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne).
Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarıyor, yeryüzünü ölümünün ardından, O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız!— O. Kuntman
30:19
20
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ ٠٢
Ve min âyâtihî en halakakum min turâbin summe izâ entum beşerun tenteşirûn(tenteşirûne).
Sizi (ve atanız Adem'i ölü sayılacak) topraktan yaratması O'nun (yaratma kudretinin) delillerindendir. Sonra siz (her tarafa) yayılan insanlar oldunuz.— O. Kuntman
30:20
21
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ١٢
Ve min âyâtihî en halaka lekum min enfusikum ezvâcen li teskunû ileyhâ ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh(rahmeten), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).
Yakınlık kurmanız için, size kendi cinsinizden eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet duygusu var etmesi de, Onun (kudretinin) delillerindendir. Şüphe yok ki bunlarda, düşünen bir kavim için ibretler vardır.— O. Kuntman
30:21
22
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ ٢٢
Ve min âyâtihî halkus semâvâti vel ardı vahtilâfu elsinetikum ve elvânikum, inne fî zâlike le âyâtin lil âlimîn(âlimîne).
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da, O'nun (eşsiz yaratma gücünün) delillerindendir. Şüphe yok ki bunda bilenler (bu konuda bilgi sahibi olanlar) için ibretler vardır.— O. Kuntman
30:22
23
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ ٣٢
Ve min âyâtihî menâmukum bil leyli ven nehâri vebtigâukum min fadlih(fadlihi), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yesmeûn(yesmeûne).
Gecede ve gündüzde hem uyumanız (istirahat edebilmeniz) hem de Allah'ın lütfu ve kereminden nasip aramanız, (gündüzün geçiminizi sağlayabilmeniz, geceleyin de, rızasına ermek için yalvarıp yakarmanız) O'nun (sonsuz rahmetinin) delillerindendir. Şüphe yok ki bunda, (Rablerinin ayetlerine) kulak veren bir topluluk için ibretler vardır.— O. Kuntman
30:23
24
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفاً وَطَمَعاً وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَيُحْـي۪ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٤٢
Ve min âyâtihî yurîkumul berka havfen ve tamaan, ve yunezzilu mines semâi mâen fe yuhyî bihil arda ba’de mevtihâ, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Size korku ve ümit için şimşeği göstermesi (ki şimşekten yıldırım düşecek diye korkarsınız, fakat yağmura ihtiyacınız olduğu zaman, onun çakmasını umutla beklersiniz) ve gökten su indirip, ölümünün ardından yeri o suyla diriltmesi, O'nun (hem Celâl, hem de Cemâl sıfatına sahip olduğunun) delillerindendir. Şüphe yok ki bunda; aklını kullanan bir topluluk için ibretler vardır.— O. Kuntman
30:24
25
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ ٥٢
Ve min âyâtihî en tekûmes semâu vel ardu bi emrih(emrihî), summe izâ deâkum da’veten minel ardı izâ entum tahrucûn(tahrucûne).
Göğün ve yerin emriyle (düzeninde) durması da, O’nun (eşsiz kudretinin) delillerindendir (ki kıyamet günü yine O’nun emriyle onlar darmadağın olacaklardır) Sonra sizi bir tek davetle (Sûr’un üfürülmesiyle) çağırdığı zaman hemen yerden (kabirlerinizden) çıkacaksınız.— O. Kuntman
30:25
26
وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ ٦٢
Ve lehu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kullun lehu kânitûn(kânitûne).
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. Hepsi (isteyerek ve istemeyerek) O'na boyun eğer.— O. Kuntman
30:26
27
وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟ ٧٢
Ve huvellezî yebdeul halka summe yuîduhu, ve huve ehvenu aleyh(aleyhi), ve lehul meselul a’lâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
İlkin mahlûkunu yaratan, (ölümden) sonra (ahirette dirilterek) bu yaratmayı tekrarlayan O'dur ki bu, O'nun için çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O'nundur, her şeye gücü yeten, hüküm ve hikmet sahibidir O!— O. Kuntman
30:27
28
ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلاً مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ٨٢
: Darabe lekum meselen min enfusikum, hel lekum min mâ meleket eymânukum min şurekâe fî mâ rezaknâkum fe entum fîhi sevâun tehâfûnehum ke hîfetikum enfusekum, kezâlike nufassılul âyâti li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).
Allah size, kendinizden şöyle bir misal verir: Sizi rızıklandırdığımız (mal ve mülk gibi) şeylerde, emriniz altında bulunan kölelerden ortaklar olmasını ister misiniz? (elbette böyle bir şeye razı olmazsınız. O halde nasıl oluyor da Rabbinize, kendisinin yarattıklarından eşler ortaklar uyduruyorsunuz?) İşte biz, (aklını kullanacak bir topluluk için) ayetleri böyle açıklarız.— O. Kuntman
30:28
29
بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ ٩٢
Belittebeallezîne zalemû ehvâehum bi gayri ilm(ilmin), fe men yehdî men edallallâh(edallallâhu), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).
Hayır!.. O zalimler, (Rablerine ortak koşmakla) bilgisizce (hiçbir delilleri olmadan) kendi kötü arzularına uymuşlardır. (Rableri de bu yüzden kendilerini dalalette bırakmıştır.) Allah’ın saptırdığı kimseyi ise, kim doğru yola iletebilir? Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.— O. Kuntman
30:29
30
فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفاًۜ فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّت۪ي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَاۜ لَا تَبْد۪يلَ لِخَلْقِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُۗ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۗ ٠٣
Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
(Ey Muhammed) O halde sen yüzünü -Allah’ı bir tanıyan- dine, Allah’ın o fıtratına yönelt ki O, insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışına. (Hiçbir şey) bedel olamaz. İşte en doğru din budur! Fakat insanların çoğu bunu bilmezler! (Nitekim bir hadiste: "Ben kullarımı muvahhidler olarak yaratmışımdır; onları sonra şeytanlar dinlerinden saptırmıştır" buyurulmuştur.)— O. Kuntman
30:30
Yükleniyor...
Rum
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle