Hucurat 18 Ayet Medine · الحجرات
49

Hucurat

Odalar · Medine
49
Odalar · Medine
الحجرات
18
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيِ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihî vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe semîun alîm(alîmun).
Ey iman edenler, Allah’ın ve Resul’ünün önüne geçmeyin (Allah'ın Resul’ünün önüne geçmeyin, ona saygısızlıkta bulunmayın. Çünkü onun Allah'a yakınlık duygusu vardır ki o daima, Rabbinin huzurundadır. Onun önüne geçmek Allah'ın huzurunda cüretkârlıkta bulunmaktır.) Allah'tan korkun (emir ve yasaklarını yerine getirin) Şüphe yok ki Allah, her şeyi hakkiyle işitendir ve her şeyi hakkıyle bilendir.— O. Kuntman
49:1
2
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُٓوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ ٢
Ya eyyuhâllezîne âmenû lâ terfeû asvâtekum fevka savtin nebiyyi ve lâ techerû lehu bil kavli ke cehri ba’dıkum li ba’dın en tahbeta a’mâlukum ve entum lâ teş’urûn(teş’urûne).
Ey iman edenler, (Huzurunda) sesinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin! (Ona) birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle hitap etmeyin! Yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.— O. Kuntman
49:2
3
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰىۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ عَظ۪يمٌ ٣
İnnellezîne yeguddûne asvâtehum inde resûlillâhi ulâikel lezînemtehanallâhu kulûbehum lit takvâ lehum magfiretun ve ecrun azîm(azîmun).
Şüphe yok ki, Allah’ın Resulünün huzurunda seslerini kısanlar (hürmet göstererek yavaşça konuşanlar) Allah’ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. (Fetih suresinde geçtiği üzere onlara takva kelimesini gerekli kılıp, türlü sıkıntılarla tecrübe sahasında takvaya alıştırmış, takvalarını deneyerek ortaya çıkarmıştır) Onlara bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.— O. Kuntman
49:3
4
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَٓاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ٤
İnnellezîne yunâdûneke min verâil hucurâti ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).
(Ey Muhammedi) Kuşkusuz sana (oturduğun) hanelerin dış tarafından (ya Muhammed diye) seslenenlerin çoğu aklı ermez kimselerdir.— O. Kuntman
49:4
5
وَلَوْ اَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتّٰى تَخْرُجَ اِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْراً لَهُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٥
Ve lev ennehum saberû hattâ tahruce ileyhim le kâne hayren lehum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).
Eğer onlar; sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu. Allah çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!— O. Kuntman
49:5
6
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ۬ فَتَبَيَّنُٓوا اَنْ تُص۪يبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ ٦
Yâ eyyuhâllezîne âmenû in câekum fâsikun bi nebein fe tebeyyenû en tusîbû kavmen bi cehâletin fe tusbihû alâ mâ fealtum nâdimîn(nâdimîne).
Ey iman edenler, eğer bir fâsık size bir haberle gelirse, o haberin doğru olup olmadığını iyice araştırın. Yoksa bilmeden (mümin) bir topluluğa sataşırsınız da, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.— O. Kuntman
49:6
7
وَاعْلَمُٓوا اَنَّ ف۪يكُمْ رَسُولَ اللّٰهِۜ لَوْ يُط۪يعُكُمْ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْا۪يمَانَ وَزَيَّـنَهُ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَۙ ٧
Va’lemû enne fîkum resûlallâh(resûlallâhi), lev yutîukum fî kesîrin minel emri le anittum ve lâkinnallâhe habbebe ileykumul îmâne ve zeyyenehu fî kulûbikum, ve kerrehe ileykumul kufre vel fusûka vel isyân(isyâne), ulâike humur râşidûn(râşidûne).
Aranızda Allah’ın Resulü var. (Bundan dolayı Allah'tan korkun da yalan ve batıl haberi yaymaktan sakının, böyle bir haber işittiğiniz vakit de, araştırması için Peygambere bildirin ve kendiniz bir görüş ortaya atıp onu kandırmaya çalışmayın, çünkü Rabbi ona doğrusunu bildirir) Biliniz ki şayet o (böyle) birçok işlerde size tabi olsaydı, (sizin gibi davranıp o haberi iyice araştırmadaydı) sıkıntıya düşerdiniz! (*) (Ey iman edenler, biliniz ki) Allah size imanı sevdirdi (de o sayede Peygambere iman ettiniz) Ve o iman, kalbinizde güzelleştirdi (de gereğince amel edip, Peygambere itaat ettiniz) Ve küfrü, fıskı ve isyanı size çirkin gösterdi, (onun için bu gibi hasletlerden sakınınız) İşte onlardır ancak rüşd sahibi kimseler. (Hak yolunda sarsılmadan dosdoğru giden, Peygamberin her emrine itaat eden, onun izinden gidenler)— O. Kuntman
49:7
8
فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةًۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ ٨
Fadlen minallâhi ve ni’meh(ni’meten), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).
Bu (Rüşd ise) Allah’tan bir lütuf, bir nimettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lütuf ve nimeti de hikmet üzere verir)— O. Kuntman
49:8
9
وَاِنْ طَٓائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اقْتَتَلُوا فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَاۚ فَاِنْ بَغَتْ اِحْدٰيهُمَا عَلَى الْاُخْرٰى فَقَاتِلُوا الَّت۪ي تَبْغ۪ي حَتّٰى تَف۪ٓيءَ اِلٰٓى اَمْرِ اللّٰهِۚ فَاِنْ فَٓاءَتْ فَاَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا بِالْعَدْلِ وَاَقْسِطُواۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُقْسِط۪ينَ ٩
Ve in tâifetâni minel mû’mînînektetelû fe aslihû beyne humâ, fe in begat ihdâhumâ alel uhrâ fe kâtilûlletî tebgî hattâ tefîe ilâ emrillâh(emrillâhi), fe in fâet fe aslihû beynehumâ bil adli ve aksitû, innallâhe yuhıbbul muksitîn(muksitîne).
(Ey iman edenler) Eğer müminlerden iki gurup -birbiriyle- vuruşursa, derhal aralarını düzeltin! (barıştırın) Şayet onlardan biri barışmayı kabul etmeyip de, ötekine saldırmaya kalkışırsa, o takdirde siz de, - Allah'ın (barış) buyruğuna dönünceye kadar- o saldıran tarafla savaşın. Barışı kabul ettiğinde de, artık aralarını adaletle düzeltin ve adaleti gözetin! (Ki birbirleriyle bundan sonra hiç kavga etmesinler, sarmaş dolaş olsunlar)— O. Kuntman
49:9
10
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟ ٠١
İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn(turhamûne).
(Ey iman edenler) müminler ancak kardeştirler, onun için kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete erdirilesiniz.— O. Kuntman
49:10
11
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْراً مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْراً مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ ١١
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ yeshar kavmun min kavmin asâ en yekûnû hayren minhum ve lâ nisâun min nisâin asâ en yekunne hayren minhunn(minhunne), ve lâ telmizû enfusekum ve lâ tenâbezû bil elkâb(elkâbi), bi’sel ismul fusûku ba’del îmân(îmâni), ve men lem yetub, fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).
Ey iman edenler, bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin belki de onlar (Rableri indinde) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar, belki de onlar (Rableri indinde) kendilerinden daha hayırlıdırlar. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık, ne kötü bir addır. Kim (Allah'ın yasak ettiği şeylerden) tevbe edip vazgeçmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.— O. Kuntman
49:11
12
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ رَح۪يمٌ ٢١
Yâ eyyyuhellezîne âmenûctenibû kesîran minez zanni, inne ba’daz zanni ismun, ve lâ tecessesû ve lâ yagteb ba’dukum ba’dâ(ba’dan), e yuhıbbu ehadukum en ye’kule lahme ahîhi meyten fe kerihtumûh(kerihtumûhu), vettekullâh(vettekullâhe), innallâhe tevvâbun rahîm(rahîmun).
Ey iman edenler, zannın bir çoğundan kaçının, çünkü bazı zan günahtır. (Bir din kardeşi hakkında gerçek dışı bir zanda bulunmak doğru değildir.) Birbirinizin kusurunu araştırmayın, biriniz diğerinin arkasından çekiştirmesin. Hiç kimse ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (bu örnekten) Tiksindiniz değil mi? O halde Allah'tan korkun, şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!— O. Kuntman
49:12
13
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوباً وَقَـبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ ٣١
Yâ eyyuhen nâsu innâ halaknâkum min zekerin ve unsâ ve cealnâkum şuûben ve kabâile li teârefû, inne ekremekum indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun habîr(habîrun).
Ey insanlar unutmayın ki biz sizi, bir erkekle bir dişiden -Âdem ile Havva'dan- yarattık. (Bu yönden hepiniz eşit sayılırsınız, o halde birbirinize karşı övünmeye hakkınız yoktur) Ve birbirinizle tanışmanız için sizi, kavimlere ve kabilelere ayırdık. Kuşkusuz Allah katında en değerli olanınız takvaca en ileride olanınızdır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi hakkıyle bilendir, her şeyden haberdar olandır.— O. Kuntman
49:13
14
قَالَتِ الْاَعْرَابُ اٰمَنَّاۜ قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلٰكِنْ قُولُٓوا اَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْا۪يمَانُ ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاِنْ تُط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ اَعْمَالِكُمْ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ٤١
Kâletil a’râbu âmennâ, kul lem tu’minû ve lâkin kûlû eslemnâ ve lemmâ yedhulil îmânu fî kulûbikum, ve in tutîullâhe ve resûlehu lâ yelitkum min a’mâlikum şey’â(şey’en), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Bedeviler "İman ettik" dediler. (Ey Muhammed) De ki, Siz iman etmediniz, ama (bari) "İslam'a geldik (müslümanlığa karar verdik, sulha girdik) deyin. (Böyle derseniz yalan söylemiş olmazsınız) İman henüz kalblerinize yerleşmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, (açıktan şehadet ile ikrar ettiğiniz gibi, ihlâs'a erip gereğince amel ederek, Allah ve resulünün emirlerini seve seve yerine getirirseniz) Allah, amellerinizin mükâfatını eksik etmez (kusurlarınızı bağışlar) çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhametli olandır!— O. Kuntman
49:14
15
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ ٥١
İnnemel mû’minûnellezîne âmenû billâhi ve resûlihî summe lem yertâbû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâh(sebîlillâhi), ulâike humus sâdikûn(sâdikûne).
Müminler ancak onlardır ki, Allah’a ve Resulüne iman etmiş, sonra kuşkuya düşmemiş ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşmışlardır, işte onlar sadıkların ta kendileridir.— O. Kuntman
49:15
16
قُلْ اَتُعَلِّمُونَ اللّٰهَ بِد۪ينِكُمْ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ٦١
Kul etualli mûnallâhe bi dînikum vallâhu ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), vallâhu bi kulli şey’in alîm(alîmun).
(Ey Muhammed) De ki: (Yoksa) Siz dininizi, Allah'a mı öğretiyorsunuz? (da, dindarlığınızı haber verip "Biz iman ettik" diyorsunuz, oysa) Allah, göklerde olanı da bilir, yerde olanları da.. Allah her şeyi hakkıyle bilendir.— O. Kuntman
49:16
17
يَمُنُّونَ عَلَيْكَ اَنْ اَسْلَمُواۜ قُلْ لَا تَمُنُّوا عَلَيَّ اِسْلَامَكُمْۚ بَلِ اللّٰهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ اَنْ هَدٰيكُمْ لِلْا۪يمَانِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ ٧١
Yemunnûne aleyke en eslemû kul lâ temunnû aleyye islâmekum, belillâhu yemunnu aleykum en hedâkum lil îmâni in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
(Ey Muhammed, yoksa) Onlar İslam'a girdikleri için seni minnet altına sokmak mı istiyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer sadık kimselerseniz -sizi imana erdirdiği için- Allah’ın hakk'ını ödersiniz! (O'na hamd ve şükürde bulunursunuz)— O. Kuntman
49:17
18
اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ٨١
İnnallâhe ya’lemu gaybes semâvâti vel ard(ardı), vallâhu basîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).
Şüphe yok ki Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir, Allah yaptığınız her şeyi elbette görendir.— O. Kuntman
49:18
Hucurat
—. Ayet
Sureler
1 Fatiha 7 ayet الفاتحة 2 Bakara 286 ayet البقرة 3 Al-i İmran 200 ayet آل عمران 4 Nisa 176 ayet النساء 5 Maide 120 ayet المائدة 6 Enam 165 ayet الأنعام 7 Araf 206 ayet الأعراف 8 Enfal 75 ayet الأنفال 9 Tevbe 129 ayet التوبة 10 Yunus 109 ayet يونس 11 Hud 123 ayet هود 12 Yusuf 111 ayet يوسف 13 Rad 43 ayet الرعد 14 İbrahim 52 ayet ابراهيم 15 Hicr 99 ayet الحجر 16 Nahl 128 ayet النحل 17 İsra 111 ayet الإسراء 18 Kehf 110 ayet الكهف 19 Meryem 98 ayet مريم 20 Ta Ha 135 ayet طه 21 Enbiya 112 ayet الأنبياء 22 Hac 78 ayet الحج 23 Müminun 118 ayet المؤمنون 24 Nur 64 ayet النور 25 Furkan 77 ayet الفرقان 26 Şuara 227 ayet الشعراء 27 Neml 93 ayet النمل 28 Kasas 88 ayet القصص 29 Ankebut 69 ayet العنكبوت 30 Rum 60 ayet الروم 31 Lokman 34 ayet لقمان 32 Secde 30 ayet السجدة 33 Ahzab 73 ayet الأحزاب 34 Sebe 54 ayet سبإ 35 Fatır 45 ayet فاطر 36 Yasin 83 ayet يس 37 Saffat 182 ayet الصافات 38 Sad 88 ayet ص 39 Zümer 75 ayet الزمر 40 Mümin 85 ayet غافر 41 Fussilet 54 ayet فصلت 42 Şura 53 ayet الشورى 43 Zuhruf 89 ayet الزخرف 44 Duhan 59 ayet الدخان 45 Casiye 37 ayet الجاثية 46 Ahkaf 35 ayet الأحقاف 47 Muhammed 38 ayet محمد 48 Fetih 29 ayet الفتح 49 Hucurat 18 ayet الحجرات 50 Kaf 45 ayet ق 51 Zariyat 60 ayet الذاريات 52 Tur 49 ayet الطور 53 Necm 62 ayet النجم 54 Kamer 55 ayet القمر 55 Rahman 78 ayet الرحمن 56 Vakıa 96 ayet الواقعة 57 Hadıd 29 ayet الحديد 58 Mücadele 22 ayet المجادلة 59 Haşr 24 ayet الحشر 60 Mümtehine 13 ayet الممتحنة 61 Saf 14 ayet الصف 62 Cuma 11 ayet الجمعة 63 Münafikun 11 ayet المنافقون 64 Tegabun 18 ayet التغابن 65 Talak 12 ayet الطلاق 66 Tahrim 12 ayet التحريم 67 Mülk 30 ayet الملك 68 Kalem 52 ayet القلم 69 Hakka 52 ayet الحاقة 70 Mearic 44 ayet المعارج 71 Nuh 28 ayet نوح 72 Cin 28 ayet الجن 73 Müzzemmil 20 ayet المزمل 74 Müddessir 56 ayet المدثر 75 Kıyame 40 ayet القيامة 76 İnsan 31 ayet الانسان 77 Mürselat 50 ayet المرسلات 78 Nebe 40 ayet النبإ 79 Naziat 46 ayet النازعات 80 Abese 42 ayet عبس 81 Tekvir 29 ayet التكوير 82 İnfitar 19 ayet الإنفطار 83 Mutaffifın 36 ayet المطففين 84 İnşikak 25 ayet الإنشقاق 85 Büruc 22 ayet البروج 86 Tarık 17 ayet الطارق 87 Ala 19 ayet الأعلى 88 Gaşiye 26 ayet الغاشية 89 Fecr 30 ayet الفجر 90 Beled 20 ayet البلد 91 Şems 15 ayet الشمس 92 Leyl 21 ayet الليل 93 Duha 11 ayet الضحى 94 İnşirah 8 ayet الشرح 95 Tin 8 ayet التين 96 Alak 19 ayet العلق 97 Kadir 5 ayet القدر 98 Beyyine 8 ayet البينة 99 Zilzal 8 ayet الزلزلة 100 Adiyat 11 ayet العاديات 101 Karia 11 ayet القارعة 102 Tekasür 8 ayet التكاثر 103 Asr 3 ayet العصر 104 Hümeze 9 ayet الهمزة 105 Fil 5 ayet الفيل 106 Kureyş 4 ayet قريش 107 Maun 7 ayet الماعون 108 Kevser 3 ayet الكوثر 109 Kafirun 6 ayet الكافرون 110 Nasr 3 ayet النصر 111 Tebbet 5 ayet المسد 112 İhlas 4 ayet الإخلاص 113 Felak 5 ayet الفلق 114 Nas 6 ayet الناس
⚙ Okuma Ayarları
Görünüm
Meal & Tefsir
Ses & Diğer
Canlı Önizleme
ÖNİZLEME
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
Allâhu lâ ilâhe illâ huve'l-hayyü'l-kayyûm.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. O, Hay'dır, Kayyum'dur.
Arapça Boyutu
AA28px
Okunuş Boyutu
AA14px
Meal Boyutu
AA16px
Kelime Meali Boyutu
AA14px
Yabancı Dil Meali Boyutu
AA15px
Tefsir Boyutu
AA14px
Arapça Font Ailesi
Noto Naskh
Uthmani
Amiri
Lateef
Scheherazade
Reem Kufi
Noto Kufi
Kufam
Okunuşu göster
Okunuş kaynağı
Sayfa numarasını göster
Tema
☀ Açık
🌙 Koyu
📜 Sepia
⚙ Auto

Not Ekle